Kişinin kendi nefsini yenmesi ne anlama gelir ?

Cicek

New member
Kişinin Kendi Nefsini Yenmesi: Ne Oldu Şimdi, Kim Kimden Korkuyor?

Bir bakıma herkesin bir nefs savaşı vardır, değil mi? Yani, sabah alarmı bir kez daha erteleme planları yapan, “Bugün asla tatlı yemeyeceğim” dedikten 5 dakika sonra çikolata tabaklarıyla yüz yüze gelen bizler… İçimizdeki ‘yapma’ ile ‘yap’ arasında sürekli çatışmalar yaşanır. Kendi nefsini yenmek, “Ben bu içsel savaşta zafer kazanacağım!” demek mi, yoksa "Hadi ama, 10 dakika daha uyudum, ne olur" diyerek pes etmek mi?

Bakalım, gerçekten içsel savaşın galibi olmak ne anlama geliyor ve her cinsiyet bu sürece nasıl farklı şekilde yaklaşıyor?

Nefsini Yenmek Ne Demek, Yani Neler Oluyor?

İlk olarak, "kendi nefsini yenmek" deyimi, aslında ne demek oluyor? Herkesin kafasında bir şeyler canlanmıştır: Sanki bir tür boks maçı, değil mi? Bir tarafta sen, diğer tarafta “Yapma, yine yapma!” diye seni engellemeye çalışan o küçük ses. “Evet, ben başarabilirim, bu tatlıları yiyemem!” diyorsun, ama bir dakika sonra o ses bir “Dondurma var!” diye bağırıyor ve sen teslim oluyorsun. Nefsinle mücadele etmek, kendi içindeki o “anlık zevk” istekleriyle savaşmak demek. Her durumda, anlık tatmin yerine uzun vadede sağlıklı, huzurlu bir yaşamı tercih edebilme gücüne sahip olmak demek.

Peki, bu savaş nasıl kazanılır? Herkesin bir stratejisi var. Duyduğuma göre, bazıları bu savaşı “içsel motivasyon” ile kazanıyor, kimileri ise bir arkadaşlarının “Hadi, bu işi yap!” diye bağırmasını bekliyor. Fakat sonuçta, herkes bir şekilde kendi nefsini yenecek gücü buluyor… ya da bulamıyor.

Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı: Strateji ve Hedefler

Erkekler, genel olarak stratejik düşünmeyi severler. Nefsin yenilmesi de tam olarak böyle bir oyun gibi düşünülebilir: Hedefi belirle, stratejiyi oluştur, planla ve harekete geç. Ancak bazen bu oyun, herkesin istediği kadar kolay olmayabilir. Mesela “Bugün spor yapacağım!” dedin, değil mi? O an o kadar motive olmuşsun ki, bütün salonu tek başına devirecekmişsin gibi hissediyorsun. Ama sonra bir dakika dur, televizyonu açtığında bir "spor yapmama hakkı" doğuyor. Ertesi gün, hedefi tekrar belirliyorsun: “Yarından itibaren başlıyorum!” İşte burada, kişisel savaşın başlıyor.

Çoğu zaman, erkeklerin bu mücadeledeki yaklaşımı; bir hedefin belirlenmesi ve ona yönelik adım adım ilerleme ile şekilleniyor. Bunu bilimsel bir veriye dayandıracak olursak, “hedef belirleme teorisi” üzerine yapılan bir araştırma, insanların hedeflerine ne kadar odaklandıklarında başarı şanslarının %30 oranında arttığını gösteriyor (Locke ve Latham, 2002). Yani, nefsinle savaşırken net bir hedef koymak, doğru strateji ve yöntemler seçmek oldukça önemli.

Bununla birlikte, “Nefsimi yeneceğim!” demekle bitmiyor. Her adımda, süreci gözlemleyerek ve doğru sonuçlara göre esneklik göstererek bu savaşı kazanmak mümkün. Başarısızlıklar da bu stratejinin bir parçası, tıpkı oyunlarda kaybetmek gibi.

Kadınların Empatik ve İlişki Odaklı Yaklaşımı: İçsel Dünyada Yolculuk

Kadınlar ise genellikle bu mücadeleye empatik ve ilişki odaklı bir bakış açısıyla yaklaşır. Nefsini yenme süreci, duygusal zeka, içsel huzur ve sosyal destek ile daha anlamlı hale gelir. Bu durumda, kişinin duygusal dengesi, çevresiyle olan ilişkileri ve hatta ruhsal bağlantıları önemli bir rol oynar. Kadınlar, bazen içsel dengeyi bulmak için yalnızca hedef belirlemekle yetinmezler, aynı zamanda içsel dünyalarını ve çevrelerini de dönüştürmeye çalışırlar.

Empati, kadınların bu süreçteki en büyük silahıdır. Örneğin, bazı kadınlar, başkalarının desteğini alarak içsel huzurlarını bulurlar. Bir arkadaşla sohbet etmek, duygusal bir rahatlama sağlamak ve ardından daha sağlıklı kararlar almak bu süreçte kilit bir rol oynar. Bu, yalnızca bireysel bir mücadele değil, toplumsal bir dayanışma sürecine dönüşebilir. Kadınların içsel dengelerini sağlamak adına toplumla olan bağları güçlendirmeleri, öz disiplinlerine de yansır.

Bir araştırmaya göre, kadınlar daha yüksek duygusal zekaya sahip oldukları için, empatik bağlar kurarak duygusal çatışmalarını daha verimli şekilde çözebiliyorlar (Goleman, 1995). Bu da onların nefislerini terbiye etmelerini kolaylaştırır. Ailevi ilişkiler, arkadaş çevresi ve hatta iş yerindeki insan ilişkileri, nefsi yenme yolculuğunda kadınların içsel huzur arayışına katkı sağlar.

Kişisel Mücadelede Mizahın Gücü: Nefsinle Gülümse!

Peki, kişisel nefsi yenme mücadelesinin her yönü ciddiyet gerektiriyor mu? Her şeyin ciddi ve derin olması gerekmez, değil mi? Nefsi yenmenin bazen en iyi yolu, biraz eğlenmek ve sürece mizahi bir açıdan yaklaşmaktır. Nefsinle savaşırken, kendini takıntılı bir şekilde izlemek yerine, “Bugün tatlı yedim, ama yarın hedefim sadece su içmek!” diyerek kendini affetmek, süreci daha sağlıklı hale getirebilir. Kendi zaaflarını kabullenmek, en büyük güçlerden biri olabilir. Nefsi yenmek, bazen “Kendimi affediyorum” diyebilmek kadar basit olabilir.

Sonuç: Nefsi Yenme Savaşı Herkesin Kendi Savaşına Dönüşebilir

Kişinin kendi nefsini yenmesi, sadece bir kişisel gelişim süreci değil, aynı zamanda eğlenceli ve düşündürücü bir yolculuktur. Her birey, bu yolculukta farklı stratejiler kullanır; kimisi hedef odaklı, kimisi ise sosyal ve duygusal bir bağlantı arayışındadır. Fakat sonuçta, hepimiz bu yolculukta kendi içsel gücümüzü keşfederiz.

Peki, senin nefsinle mücadele hikayen nasıl? Hedef odaklı mı ilerliyorsun yoksa duygusal bağlar seni mi güçlendiriyor?

Forumda paylaşacağınız deneyimler, hepimizin birbirinden öğrenecek çok şeyi olduğuna işaret eder!