Osmancık kim yazmış ?

Cicek

New member
Osmancık’ı Kim Yazdı? Ve Edebiyatın Gücü Üzerine Bir Eleştiri

Bir süre önce, bir arkadaşımın önerisiyle Osmancık kitabını okumaya karar verdim. Açıkçası, ismiyle bağlantılı olarak tarihi bir roman olacağı düşüncesiyle biraz temkinli başladım. Ancak kitap, sırf tarihi bir hikaye anlatmanın ötesine geçiyor, Osmanlı'nın ilk yıllarındaki psikolojik derinlikleri ve bireysel çatışmaları irdeleyerek, kişisel bir yolculuğa dönüşüyor. Benim için bu kitap sadece tarih değil, aynı zamanda bir toplumun ruhunun yansımasıydı.

Ancak, Osmancık üzerine düşündükçe, bazı noktaların üzerine eğilmenin ve farklı açılardan eleştirmenin önemli olduğunu fark ettim. Hangi yönleriyle iyi bir eser olduğunu ve hangi yönlerden eleştirilebileceğini incelemek, kitabı daha derinlemesine anlamamı sağladı.

Eserin Yazarına Dair Tartışmalar

Osmancık, ünlü Türk yazar Yaşar Kemal'in kaleminden çıkmıştır. Yazarın, edebiyat dünyasında büyük bir saygınlığı bulunuyor. Kemal, halk edebiyatı geleneğinden beslenen, Türk toplumunun ruhunu derinlemesine keşfeden bir yazardır. Bu eseriyle de Osmanlı'nın kurucu dönemine ışık tutmakta, hem tarihi bir arka plan hem de toplumsal yapıyı sorgulayan bir bakış açısı sunmaktadır.

Kitabın yazılış süreci ve üslubu, Yaşar Kemal’in edebi yetkinliğini ortaya koyarken, bazı okurlar arasında da tartışmalara yol açmıştır. Bazılarına göre, anlatılan olaylar ve kişisel çatışmalar çok bireysel ve modern bir perspektife yerleştirilmiş gibi görünmektedir. Yani, Osmanlı'nın ilk yıllarındaki olaylar, dönemin özelliklerine göre biraz modernize edilmiştir. Bu durum, bazı okurları rahatsız etse de, diğer okurlar ise Kemal'in bu özgür yorumunu bir edebiyat başarı olarak görmektedir.

Kemal'in Anlatım Tarzı ve Toplumsal Yansımalar

Yaşar Kemal’in Osmancık kitabındaki anlatım tarzı, bir şekilde toplumsal yapıyı ve bireysel değişimleri birleştirir. Kitap, yalnızca Osmanlı'nın kuruluşuna değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inmeye çalışır. Her ne kadar Osmanlı'nın ilk yıllarını anlatıyor olsa da, insanların içsel çatışmaları ve toplumsal düzenle kurdukları ilişki, bugünkü toplumsal yapılarla da paralellikler gösteriyor. Kemal’in anlatımı, bir anlamda insan ruhunu çözümleme çabasıdır.

Ancak, burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Yaşar Kemal, toplumu ve bireyi betimlerken sıklıkla şiirsel bir dil kullanır. Bu bazen olayların mantıklı bir şekilde ilerlemesini engelleyen bir unsur haline gelebilir. Anlatımındaki bazı detaylar, bir bütün olarak hikayenin akışını zorlaştırabilir. Özellikle, romanın tarihi bir bağlamda yer alması gerektiği düşünülürse, edebi özgürlükler fazla abartılmış olabilir.

Erkek ve Kadın Karakterlerin Psikolojik Derinliği

Osmancık kitabında kadın ve erkek karakterlerin farklı psikolojik yapıları oldukça dikkat çekicidir. Erkek karakterler, çoğunlukla stratejik, çözüm odaklı ve eyleme geçmeye eğilimli bir yapıya sahiptir. Osman Gazi’nin liderlik vasfı, onun sürekli olarak güçlü kararlar almasını gerektirir. Ancak, bu karakterin duygusal yönleri de zaman zaman ön plana çıkar; bu da okuyucuya derinlikli bir figür sunar.

Kadın karakterlere baktığımızda ise genellikle empatik ve ilişkisel yaklaşımlar ön plana çıkar. Osmanlı toplumunun o dönemdeki sosyal yapısında, kadınların toplumsal rollerinin sınırlı olmasına rağmen, karakterlerin birbirlerine olan destekleri, toplumdaki sosyal yapıları ortaya koyma adına önemlidir. Ancak, bazen kadın karakterlerin derinliklerinin erkek karakterlere göre zayıf kaldığı hissi uyandırabilir. Kemal’in kadına bakış açısının daha çok onlara toplum içindeki "koruyucu" rolleri atfetmesi, bazı okuyucular için sınırlayıcı olabilir.

Edebi Dönemle İlişkilendirilmesi ve Kitabın Tarihi Rolü

Kitabın yazıldığı dönem, 1980'lerdir. Bu dönemde Türkiye’deki toplumsal, politik ve kültürel yapının da önemli değişimler geçirdiğini görmekteyiz. Osmancık, bu değişimlere paralel olarak bir toplumun geçmişiyle olan ilişkisinin nasıl şekillendiğine dair önemli ipuçları sunar. Yaşar Kemal, Osmanlı’nın kuruluşunun yalnızca tarihsel bir olgu olmadığını, aynı zamanda bir kimlik arayışının ve kişisel mücadelenin başlangıcı olduğunu vurgular.

Ancak, Kemal’in bu tarihsel dönemi kendi anlatım tarzı ile şekillendirmesi, bazı eleştirmenler tarafından daha çok bireysel bir bakış açısıyla yazılmış bir roman olarak değerlendirilmiştir. Kitap, tarihe dair ciddi bir özgünlük taşırken, bazen tarihsel olayların içinde kaybolan bireysel çıkışlar, eserin sağlam bir tarihsel altyapıya sahip olma gerekliliğini sorgulatabilir.

Sonuç: Bir Eserin Zayıf ve Güçlü Yönleri Üzerine Düşünceler

Osmancık, Yaşar Kemal’in edebi gücünü ve derinliğini gösteren önemli bir eserdir. Kitap, toplumsal yapılarla bireysel psikolojiyi harmanlayarak, hem tarihsel bir belge hem de insan doğasının çözümlemesi gibi önemli bir işlevi yerine getirir. Ancak, bazı okurlar için yazarın bireysel bakış açısının tarihi gerçekleri gölgelediği düşüncesi rahatsız edici olabilir.

Kitabın güçlü yönleri arasında, insan ruhunun evrenselliğine dair ortaya koyduğu tespitler ve psikolojik derinlik yer alırken, zayıf yönleri arasında ise bazen olayların mantıklı bir şekilde gelişmemesi ve karakterlerin toplumsal cinsiyet rollerinin sınırlı kalması dikkat çeker.

Sonuçta, Osmancık’ı okurken, her bir okurun kitabı kendine özgü bir biçimde okuması gerektiği sonucuna varmak mümkün. Hangi açılardan zenginleşip hangi noktalarda eksik kaldığını tartışmak, bu eseri daha da değerli kılacaktır.